It has always been a matter of choice. Although all has been written, so to say "maktub", it has been written after you have made your choice. Now it's your turn, just tell me: heads or tails?
19 Kasım 2007 Pazartesi
zaman bir durdu, bi akti:)
15 Kasım 2007 Perşembe
gectigimiz gunlerde neler yaptim??:)
Hindistanli arkadasim Charmy "Homecoming Queen" oldu:) Okulun tarihinde mezunlar gununde duzenlenen bu geleneksel yarismada ilk defa uluslararasi bir ogrenci tac giymis oldu. Biz de onu desteklemek icin oradaydik tabii ki:)


Samira ile okulun ogrencilerinin sahneye koydugu ve benim de en sevdigim trajedilerden biri olan "Oedipus Tyrannus" u izledik. Sinirli imkanlar dahilinde izleyicisine sunulan oldukca basarili bir adaptasyondu.
6 Kasim 2007

MBA Club ile ilgili calismaya devam ediyoruz. Ben bu baskanligi sevdim:) Ms. President kulaga hos geliyor;P Dr. Borah baskanliginda kluptenbirkac arkadas ile birlikte Huntsville'deki NAITA (North Alabama International Trade Assosciation)'nin duzenledigi "Building a Globally Competitive Community (GC2) through Free Trade" baslikli konferansa katildik. Konferansin misafir konusmacisi Guatemala elcisi, Guillermo Castillo idi:) Cok neseli, esprili bir buyukelciydi acikcasi. Devlet erkanina mahsus o soguk protokol havasi yoktu yani kendisinde. Resminden de cikarabilirsiniz bunu:) Ama konferansi benim nezdimde daha ilginc kilan, oturumun ikinci kisminda verilen Export Alabama'nin 2008 yili Mart ayinda Turkiye'ye duzenleyecek oldugu ticari gezi brifingi idi:) Turkiye'yi yemek kulturunden geleneklerine kadar uzanan genis bir yelpazede incelemisler. Insanin kendisine ait olani bir yabancinin anlatimiyla dinlemesi eglenceli oluyormus:))
10 Kasım 2007 Cumartesi
<>>
this awareness is both my strenght and weakness..my strenght bec. i am well aware of its importance but also my weakness bec. there is something in my character which makes me react upon my feelings at a particular moment, and therfore prevents me from "taking it easy"
but for a few things which are really important to me, it is hard to hurt me. however once i am hurt, unfortunatlely i have the tendency to keep that hurt breathing slowly if not actively living..i can keep no grudge or hatred in me, maybe for a few minutes, but that is all..however i do never forget, either..as if that hurting place stays there forever, never giving me enough pain to react back, but nevertheless giving me the remembrance of what has happened..
-sigh--
i know that when i am hurt, i become so fragile that in order not to be shattered into millions of peaces, i put on a hard hard shell all about me which can unfortunately hurt others..this is the time when i cannot empatize that much..it only lasts for a few minutes, only for a few minutes i need to be empatized, rather than empatizing myself..but it is usually vain to expect that empathy and slight tolerance from other people...that s why i just sorrowfully keep silent, silent, maybe a few words, hurting...me...them...
then remains that unnecessary regretful hurt..and nothing else..
neden bu postu ingilizce yazmak icimden geldi, bilmiyorum..belki de ben de sahika gibi uzuntumu yabanci dilde daha iyi ifade edebiliyorumdur..."Oh my God..Oh mY gOd".....buruk :)
7 Kasım 2007 Çarşamba
"Yakamoz"u taniyor musunuz??
Aslina bakarsaniz, yanlis algilamalar tanimla da sinirli degil..Ornek olarak, toplumca bilindigi uzere yakamoz, ayin oldugu gecelerde gorunmuyor. Bilimsel olarak, ayin isigi, yakamozlarin (deniz hayvani olanlarin:)) isigindan daha guclu oldugu icin ayin oldugu gecelerde bu buyulu gibi gorunen olaya taniklik edemiyoruz. Kendimi duzelteyim yeri gelmisken: tabii ki Ay'in da kendinden isigi bulunmuyor. Ben, simdi tum o cografik olayi anlatmayim diye kisa yolu sectim:P
bu degil..
29 Ekim 2007 Pazartesi
the good old "mikado":)

Ad - Agac cinsi - Kod - Puan - Cubuk Sayisi
Mandarin -cherry -sari/siyah -10 pts -5
Samurai -beech -yesil -3 pts -15
Kuli (isci) -kul -kirmizi -2 pts -15
(kaynakca: Wikipedia)
25 Ekim 2007 Perşembe
24 Ekim 2007 Çarşamba
kan ve gozyasi..
bu kritik gunlerde umarim herkes ve bilhassa hukumet mantigi ve basireti elden birakmaz diye umid ediyorum..Cunku ozellikle insanlarin gelen sehit haberleriyle daha da bir hassaslastigi bugunlerde "savas", "askeri mudahele" sozcuklerine insanimiz daha da bir sicak bakiyor..Ben, bunun gerceklesmemesi icin dua ediyorum. Iki ulkeyi birbirine kirdirmanin ne Turkiye'ye ne de Irak'a bir fayda getirmeyecegi gun gibi asikar..diger ulkeler ya menfaatleri ya da artlarina saklandiklari bahaneleri tukendiginde geldikleri gibi gidecekler, ama sinirlari paylasanlarin komsuluklari devam edecek--ister baris icinde olsunlar, ve isterse de savas..
hem bugunumuz ve de hem yarinimiz icin silahlarin golgesinden uzak bir cozum bulmamiz gerekiyor..her iki taraf da bunu hem kendi insanlarina ve hem de tum insanliga borclular benim gozumde..cunku bu dunyada gereginden fazla kan dokuluyor zaten, gereginden fazla cocuk, silah sesleriyle dolu bir dunyaya gozune acmak zorunda kaliyor..baris adina bir mermi daha sikmak ise devam eden savasa katkida bulunmaktan baska bir ise yaramiyor ne yazik ki..
asagida bugun email grubumda okudugum bir kose yazisini burda sizinle paylasmak istiyorum. Bu vesileyle de hayatlarini kaybeden tum sehitlerimize Allah'tan rahmet, tum yakinlarina da bu cok zorlu sinavlarinda sabirlar diliyorum..
baris dolu, huzur dolu gunlere...
***
Sami Hocaoğlu- Yeni Şafak
Silahların siyaseti siyasetin silahları
19/10/2007
Yoksa “Dağdan yönetilen ülke” başlığını mı
koymalıydım? Vakıa, öyle de olduk. İster kabul edin,
ister etmeyin, ama dağdan yönetildiğimiz bir gerçek.
Eğer dağdan yollanan cenazeler koca bir ülkenin
kimyasını bozuyorsa, siyasal aklını rehin alıyorsa,
evet, buna “dağdan yönetilmek” denir.
Yumuşak karnımız kabak gibi açığa çıkmıştır. Bu
tavrımızla, bu millete oyun oynamak isteyen her kimse,
onlara “gel beni yumuşak karnımdan vur” demişizdir.
Köpürtülen asabiyet, kışkırtılan milliyetçilik, dalga
dalga kabaran ulusalcılık, karnımızın derisini daha da
inceltir.
Buna, hırsıza yol göstermek denir. Sizin kimyanızı
bozmak isteyen herkese ne yapması gerektiğini
öğretmişsinizdir. Sizin kimyanızı bozmak, siyasetinizi
yönlendirmek, size tedbirinizi şaşırtmak isteyen
herkes, hesabını sizi çılgına çevireceğini düşündüğü
cenazeleriniz üzerinden yapar. Ve siz istemeden
çocuklarınızın katillerine hizmet etmiş olursunuz.
Artık, aklınız ipotek altına alınmıştır. Sondan bir
evvelki soruyu dahi soramazsınız: 13 askeri
öldürenlerin ne idüğü belli. İyi de, burada bir
stratejik hata, hiç olmazsa taktik bir hata, ne
bileyim bir ihmal de mi yok? Varsa, bunun hesabını
soran bir merci de mi yok? Bu hesabı soracak olan
millete ise malum medya kullanılarak ha bire gaz
veriliyor.
Peki, bu garip tutum, bu ülkenin kimyasını bozmak
isteyen odakların değirmenine su taşımak anlamına
gelmiyor mu?
Sondan bir önceki soruyu soramayan, sondan iki önceki
soruyu hiç soramaz. Cenaze sayısına indirgemiş bir
güvenlik anlayışıyla çıkarılan Tezkere “Kürt sorunu”nu
çözer mi? Hepsi de kökten laik olan DTP'lilere
saldırmak, meseleyi bitirir mi? Yine kökten laik bir
örgüt olan PKK'yı bitirmek, terörü bitirir mi? Kuklaya
ağzına geleni söyleyip de, iş kuklacıya gelince ıslık
çalan bir anlayış nasıl bir anlayıştır?
Bunu soramayan sondan üç önceki soruyu hiç mi hiç
soramaz: Dün Çanakkale'de omuz omuza savaşıp ölmüş
Türk ve Kürt kavminin çocuklarına bugün birbirini
boğazlatan süreç kimin eseridir? Buralara nerelerden
geldik? Bu süreçte ulus devletin, resmi ideolojinin,
laisizmin, Batıcı taşeronların, köpürtülen
ulusçulukların rolü nedir?
Bundan yüz yıl evvel Irak diye bir devlet yoktu. Evet,
Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet de yoktu. Bundan
yüz yıl sonra olur mu, meçhul. Ama iki Müslüman halk
burada 1000 (yazıyla: bin) yıldan beri var. Dün vardı,
yarın da var olacaklar.
Dün İslam sayesinde kardeşlerdi. Peki, bugün ne
sayesinde düşman oluyorlar? Hiç soran var mı? Bizi
kimler, ne süreçlerden geçirerek bu hale getirdiler?
TSK 23 kez Kuzey Irak'a girmiş. Bu işi bitirememiş.
Kimse de “Niçin bitiremediniz?” diye hesap sormamış.
24. kez girince biteceğine dair bir garanti mi var?
Tamam, ABD ve İsrail'in gerçek düşman olduğunu, Kuzey
Irak'ta Türkiye'nin gerçekte bu güçlerle savaşacağını,
PKK'nın hiçbir şey olduğunu bu vesileyle görmüş
oluruz. (Eğer giriş amacımız buysa, bence -ABD
böylesine çamura çökmüşken- hiç durmayıp girelim de,
'dost ve müttefiklerimizin' maskesini düşürelim) İyi
de, bu güne kadar bu açık gerçeği görmemiş olan,
bundan böyle görse ne olacak?
İsrail uçakları Türkiye hava sahasını kullanarak komşu
ülkeyi bombalıyor, dalga geçer gibi sınırlarımız içine
boş yakıt tankı bırakıyor, bizim hava sahamızı
korumakla görevli olan güvenlik birimlerinden çıt
çıkmıyor. Fakat Kuzey Irak cangılına girmek için
tezkere çıkarılıyor.
Uyarı bir: İki kavmin bin yılı aşan kardeşliğini bozup
arasına kan davası sokacak her hareket lanetlidir.
Bunun kimseye hiçbir yararı yoktur, ama herkese kalıcı
zararları kaçınılmazdır.
Uyarı iki: Türkiye ne zaman silahlı siyasete prim
vermişse, siyaset kendi tabii silahlarından olmuş,
bundan ülkedeki görece özgürlük ortamı fena halde
zarar görmüştür. Bu daha yeni yeni belini doğrultan
siyasetin kendi ayağına kurşun sıkmasıdır. Daha dün
seçimden mutlak galip olarak çıkan iktidar, silahlarla
yönetilmeye hayır diyebilmelidir. “Türkiye cenazelerle
kimyası bozulup tedbiri şaşacak bir 'aşiret' devleti
değildir” denilmelidir. Bu hem Cumhurbaşkanına hem
hükümete karşı kurulmuş bir tuzaktır. Bu tuzağa
düşülmemelidir.
Uyarı üç: Bu ülkenin güvenliği askere bırakılmayacak
kadar önemlidir. 30 yıldır devam eden “terörle
mücadele” yönteminin iflas ettiği ortadadır. Mevcut
konsept işe yaramamış, terörü daha da azdırmıştır. Bu
yöntemi sürdürmek isteyenler, önce başarısızlıklarının
hesabını bu millete vermelidirler.
Bu ülkenin kurucu unsuru olan biz Müslümanlar, %
47'lik bir iktidarın dahi bunu başaramayacağını
biliyoruz. Ama mevcudun gerisine düşen bir Türkiye de
istemiyoruz.
Zira biliyoruz ki, silahların siyaseti hâkimse,
siyasetin silahları susmuş demektir. Bunun anlamı,
sözün gücünün yerini gücün sözünün almasıdır. Bunun
anlamı, “konuşa konuşa anlaşmanın” yerini “vuruşa
vuruşa kırılmanın” almasıdır. Büyük ailemizin gerçek
düşmanlarının istediği de budur.
Hz. Musa'nın Kur'an'daki duasına katılalım:
“İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eder
misin Allah'ım!”
22 Ekim 2007 Pazartesi
..ve bir film.."Pan's Labyrinth" -El Laberinto del Fauno- by Guillermo del Toro...Yetiskinler Icin Bir Peri Masali..
there lived a Princess who dreamt of the human world...
until the world stopped turning...

Film, adini hikayede onemli bir rol ustlenen gizemli yaratiktan almakta. Pan, mitoloji'de yari keci yari insan gorunumundeki surulerin ve cobanlarin tanrisinin adidir. Mitolojide elindeki flutuyle koyun surulerinin arasina dalip, surude panik yarattigi ve cikan karmasadan zevk aldigi yazar. Zaten 'panik' kelimesi de surude ortaya cikan, Pan'in getirdigi 'Pan-ik'ten gelmektedir.
Film, savas sonrasi fasist zulum ve baski, ve buna karsi koymaya calisan cumhuriyet yanlilarinin mucadelesi ile Ofelia'nin hem gercek hayatta yasadigi ve hem de peri masalininda yasadigi mucadeleyi basariyla izleyicisine sunmakta.
19 Ekim 2007 Cuma
Bir kitap.."the Paper Men"

18 Ekim 2007 Perşembe
ben de mi "hacklendim" ne!! :(
Bu gectigimiz hafta icinde benden(!) iki adet email almis olabilirsiniz: biri 'bedava kontor' ile ilgili, digeri de 'dating' -bir sevgili bulma sitesi reklami ile ilgili:O :( :/
Simdi:), birinci emaili pek kafama takmamistim acikcasi, bir defalik SPAM mail zincirine kurban oldugumu dusunmustum, ama bu ikincisini de alinca, bir "ve" daha, ve bunu uzerine "ne is?" gibilerinden de bazi mailler alinca, dedim bu ise bir el atmanin zamani gelmis de geciyor..
madde bir, tabii ki bu mailleri ben atmiyorum:) bu tur bir virusun bulasmasina mahal verecek sitelerde de gezmiyorum..Allah'im ben nelerin aciklamasini yapiyorum boyle??:) neyse, sozun ozu, bilgisayar camiasindan da pek anlayan biri olmadigim icin, halihazirda olup biten benim icin halen bir muamma..
madde iki, bu sabahki ilk soku atlattim sayilir:) simdi 'action zamani"..ilk olarak sifremi degistirdim, umarim daha fazlasini yapmama gerek kalmadan bu illetten kurtulurum..olmadi, napalim, email adresimi iptal etmek zorunda kalacagim..bu email adresimi ismim ve soyadimi acikca gosterdigi icin cok seviyorum acikcasi..bir de simdi yeni email adresini herkese gonderme derdi var..hadi ben gonderdim, ama irtibatlarin hepsinin adres degistirme zahmetine girip girmeyecegi konusunda suphelerim mevcut..bakalim, hayirlisi..bekleyip, goricez:)
madde uc, bu bir yok edilebilir virus mu, yoksa ben de artik bir hacker kurbani miyim, dedigim gibi su an tam olarak emin degilim..burada bilgisayardan anlayan bazi arkadaslari bu muaammayi cozmeleri icin seferber etmeyi dusunuyorum..
madde dort, ola ki sifre degisikligi ise yaramaz, ve benden yine abuk ya da daha da kotusu sabuk bir email alirsaniz (mazAllah:)), 'vah, goruyor musun, Amerika kizcagizi nasil da degistirdi??' soylemlerinin uzagindan yakinindan lutfen gecmeyiniz..asayis berkemal..sorun yok:)
madde bes, bu maddeleri tanidik tanimadik herkese yayabilirsiniz..(ya da tanimadiklara yaymaniza zannedersem pek gerek yok su an icin:P)
madde alti, Ne diyelim, gazamiz mubarek olsun:))
17 Ekim 2007 Çarşamba
13 Ekim 2007 Cumartesi
Alabama'da Ramazan baska olur..
Ailemden uzakta ilk bayramim oldugu icin, cok buruk gececegini dusunuyordum..Her ne kadar evde olabilmeyi, sabah annemin bizi "bugun bayram, hadi' diyerek erkenden kaldirmasini, hepberaber balkonda yaptigimiz mukellef kahvaltiyi, ustumuzu giyinip, yas sirasina gore siraya girip:P anne-babamin elini opmemizi (ve harcliklarimizi almayi:P-naparsiniz bayram yasa bakmiyor-neyse ki:P), sayilari her gecen gun ne kadar azalsa da, kapiya gelen cocuklara seker vermeyi, akraba ziyaretlerini ve daha bircok seyi..cok arasam da, yine de Allahima sukur, bugun cumbur cemaat bir bayram gunu gecirdim:)
Bayramin ilk gunu serefine 25 kadar arkadasi yurda davet edip, yemek verdik..Her zamanki gibi Arap, Hint ve Turk mutfagindan yemeklerimiz vardi monumuzde..Turk yemeklerini Ezgi ile beraber yaptik..Ben salata kismini aldim: patlican salatasi, pembe salata (mor lahana salatasi), yogurtlu havuc salatasi, garniturlu makarna salatasi, patates salatasi..:)..baska bir salata cesidi kalmadi galiba:P Ezgi'ninkiler daha bir super, buyrun bakin: kisir, patatesli pogaca, muzlu kek..pogaca superdi..annecimin pogacalarini hatirladim:)) ezgi, dun de zaten kahvaltiya cagirmisti beni, patatesli borek yapmisti!!unlem isareti koyuyorum, cunku benim bulundugum sehirde borek yapmanin imkani yok, cunku yufka yok:( Ezgi, Turkiye'den kurutulmus yufka getirmis..onunla yapmisti:))dun bir kez daha farkettim, boregi baya ozluyorum..zaten bi borek, bi kofte, bir de sarma:)) en acilinden olanlar...:D
Ezgi & Bendeniz -----------------------Burcin, Ezgi, ben & Hazar
12 Ekim 2007 Cuma
MBA CLUB..
Bu postu yazma nedenim tabii ki asistanlik gorevlerim degil:) (Aslinda yazdigim makaleleri burada yayinlamak isterdim, ama her ne kadar ben yazmis olsam da departmanin mulkiyeti altinda oldugu icin etik olacagini zannetmiyorum.) Dr. Borah ile bir gun konusurken, universitede 3 sene kadar once kurulan ama halihazirda inaktif durumda olan MBA Klubu'nu sordum. Sormamla da zaten, "Bu klubu aktif hale getirmek ister misin?" demesi bir oldu:)
Simdi klup yaklasik bir aydir aktif..Ve ben hayatimda ilk defa bir klubun baskanligini yapiyorum:) Dr. Borah beni ilk sectiginde, biraz endiselenmistim..Ama bir aydir cok severek yapiyorum simdi:)) Benim icin de cok degerli bir tecrube oluyor kesinlikle..Toplanti gundemini belirlemek, onu yonetmek, insanlara gorev taksimi yapip, devamli kontrol altinda tutmak..insani kesinlikle cok yonlu olarak gelistiriyor..Bu hafta Persembe gunu de ilk organizasyonumuzu gerceklestirdik klup olarak..Bu eyalette halihazirda devam eden en buyuk projelerden birinin (Alabama Railcar Project) Proje Muduru, Mr. Craig Linhoss, misafir konusmaci olarak universiteye geldi. Konferansin sunumunu da ben yaptim:) acilis ve kapanis konusmalarini..acilis konusmasinda biraz tedirgindim, o yuzden biraz hizli konustum galiba:P ama kapanista Allah sukur gayet rahattim..Sonucta her ne kadar daha iyi olabilirdim desem de, yuzumde (daha dogrusu yuzumuzde) mutlulukla bitirdik konferansi:)
Asagida konferanstan bazi fotograflar var..
Misafir konusmacimiz, Universite hocalarimiz ve klup uyeleri ile birlikte..
Klup Sekreterimiz Kenya asilli Jignya ile..
p.s. Fuarda da uzerimde ayni kiyafetim vardi:) Burada herkes spor kiyafet giydigi icin klasik kiyafet giymek biraz abes kaciyor burda..O yuzden benim de cogunluk kiyafetim spor oldu..Reyyanun, bana bi kac bisey postalasana:) :P
9 Ekim 2007 Salı
Bulutlarin ustunde:))))
Fuar, tanidik yuzler, haftasonu Orlando:)
Kucuk bir dipnot:) bazi standlarin onunde biraz (!) fazla takildigimiz da olmadi degil..
Fuardan kalan diger zamanlarda da Orlando'yu, Disney Downtown'u ve magazalari gezdik. Velhasili kelam, cok zevkli bir haftasonu gecirdim. Ayrica grupta onceden tanimadigim insanlarla da tanisma imkani buldum.
Pazartesi gunu saat 5'te ucagim vardi, Grup da zaten sali gunu yani bugun dagildi: ABP grubu Boston'a, diger grup Mexico City'ye gececekti..
Gereksiz bir detay:P : Havaalanina ucagim rotarsiz Florence saatiyle 6'da indi. Atlanta'dan gelen bir arkadas beni havaalanindan alacakti. Ancak Atlanta'dan gec yola cikmak durumunda kaldigi icin ben de havaalaninin onundeki bankta, havanin kararmasiyla yanan sokak lamlasinin altinda, ucak motor gurultusunun disinda tamamen sessiz bir ortamda 2 saat kitap okuma mutluluguna eristim:)) hey edebiyat, sen nelere kadirsin:)))









