Akademik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akademik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2010 Pazar

Barry Schwartz on the Paradox of Choice

TedTalks sitesindeki videolara goz atarken, blogumun adi ile de birebir alakali bir konusma gorunce ilgimi cekti. Barry Schwartz'in secim yapmanin paradoksu uzerine yapmis oldugu oldukca eglenceli bir konusma. Schwartz konusmasinda, modern dunya insaninin kesinlikle artik dogrulugunu sorgulama ihtiyaci dahi hissetmedigi bir donguyu sorguluyor. Dongumuz su: 'Refah (tatmin) duzeyini makzimize etmek ozgurlukleri maksimize etmekle; ozgurlukleri makzimize etmek ise secimleri makzimize etmekle mumkun olabilir.' Peki gercekten de 'daha fazla secim daha fazla ozgurluk, daha fazla ozgurluk daha fazla refah (tatmin)' mi demek? Schwartz'in bu konuda ciddi supheleri var. Haksiz da sayilmaz sanki?:)

Peki neden?

Secimler oldukca karar verme zorunlulugu hep olacak, burada sorun yok. Bunu hepimiz kabullendik ve dahasi, (zorunluluk olarak yazmam sizi yaniltmasin,) secebilme ozgurlugunu, opsiyonlarimiz olmasini aslinda hepimiz cok seviyoruz.
Sorun su ki, opsiyonlar arttikca, secim yapmak zorlasiyor, sonuc olarak karar verme sureci bir izdirap ve muammaya donusuyor. Sonuc: Onumuzde bircok yol olmasina ragmen en iyi yolu bulabilmek adina sonucta hicbir yola giremiyoruz, Bir sekilde bir yola girdigimizde de, uzerinde yuruyemedigimiz butun diger yollari dusunup elimizdekiyle daha az tatmin oluyoruz.

Bu durum size de tanidik gelmiyor mu? Bu teoriyi gunluk hayatimizdaki "acaba bugun ne giysem?" gibi onemsiz bir sorudan tutun, "acaba bu kisi dogru kisi mi?" gibi gayet onemli bir soruya kadar tum, alternatiflerin cok oldugu soru ve gorunurde sorunlar icin uygulayabilirsiniz. Sonucta yukarida yazdigim ve asagidaki videoda Barry Schwarts'in eglenceli ve akici uslubuyla dile getirdigi iki sonuca ulastiginizi goreceksiniz.

Aslinda hepimizin zaten bildigi bir gercegi, Schwartz oldukca yalin bir sekilde bir kere daha ortaya koyuyor. O da su: "The secret to happiness is low expectations." Aslinda ne kadar basit degil mi?:) Bununla birlikte bir kez beklentilerimizde bir basamak yukari ciktigimizda, geri adim atamiyoruz. Adimimizi kaldirdigimiz anda kul olan sihirli (ya da lanetli) bir merdivenin uzerindeyiz sanki. Yani bu, belki de icinde bulundugumuz sartlarin, karsilastigimiz olay/kisilerin ve yasadigimiz tecrubelerin dogal bir sonucu.

Yine de hayatimizdaki tum secimlerimizde gul bahcesi kissasini aklimizda bulundurmakta fayda var:)

Son olarak Schwartz'in konusmasinda soyledigi ve bence konusmasinin anafikrini teskil eden asagidaki cumle ile bitiriyorum:

There is no question that some choice is better than none, but it doesn't follow that that more choice is better than some choice.

Size iyi seyirler..Ayrica TedTalks'u yakindan takip etmenizi de tavsiye ederim. Ilgi cekici konu ve konuklari ile sizin de ilginizi cekecek bir konusma ile mutlaka karsilacaksiniz:)

7 Kasım 2007 Çarşamba

"Yakamoz"u taniyor musunuz??

http://www.cnnturk.com/YASAM/DIGER/haber_detay.asp?PID=223&haberID=400621

Dünyanın en güzel sözcüğü: 'Yakamoz'26 Ekim, 2007 12:19:00 (TSİ)
'Yakamoz' sözcüğü, dünyanın en güzel sözcüğü seçildi. Almanya'nın başkenti Berlin'deki Dış İlişkiler Enstitüsü tarafından düzenlenen, 60 ülkeden yaklaşık 2 bin 500 kelimenin göz önünde tutulduğu yarışmada, Türkçe 'Yakamoz' sözcüğü, 3 kişilik jüri tarafından dünyanın en güzel sözcüğü olarak belirlendi. Açıklamada, ayın sudaki yansımasını ifade eden 'Yakamoz' sözcüğünün, orijinalliği, anlamı ve kültürel önemi açısından birinciliğe layık görüldüğü belirtildi. Yarışmada ikinciliği, horlamak anlamına gelen Çince 'Hu lu' kelimesi kazandı. Üçüncülüğü ise Afrika'daki Luganda dilinde 'düzensiz' anlamına gelen 'Volongoto' sözcüğü elde etti.
***
Bu haber, kayit oldugum bir tercume burosu sitesinden bana geldi..26 Ekimde..Oldukca da ilgimi cekmisti bu haber, ve ne zamandan beri bu yaziyi blogumda paylasmayi dusunuyordum, kismet anca bu zamanaymis:):P -gordugunuz uzere benden pek acar muhabir olmaz:P

Bu yaziyi blogumda paylasma nedenim, Turkce'mizin aldigi bu odulden ziyade toplumda oldukca yaygin olan (bende de kisa bir zaman oncesine kadar var olan) bir yanlis anlama uzerine..

"Yakamoz" cogumuzun bildigi sekliyle, ayin sudaki yansimasi degil kesinlikle.."Türk Dil Kurumu, kökeni Rumca olan yakamoz kelimesini şöyle tarif ediyor: “Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı.”*

Turk Dil Kurumu'nun da tanimladigi uzere yakamoz, aslinda suda yasayan bir canli..bunu ilk duydugumda biraz hayalkirikligina ugramistim ne yalan soyleyim:P Bana da, ayin sudaki yansimasi gibi oldukca spesifik bir olay icin bu denli hos bir kelime bulmus olmamiz garip bir gurur veriyordu:P

Aslina bakarsaniz, yanlis algilamalar tanimla da sinirli degil..Ornek olarak, toplumca bilindigi uzere yakamoz, ayin oldugu gecelerde gorunmuyor. Bilimsel olarak, ayin isigi, yakamozlarin (deniz hayvani olanlarin:)) isigindan daha guclu oldugu icin ayin oldugu gecelerde bu buyulu gibi gorunen olaya taniklik edemiyoruz. Kendimi duzelteyim yeri gelmisken: tabii ki Ay'in da kendinden isigi bulunmuyor. Ben, simdi tum o cografik olayi anlatmayim diye kisa yolu sectim:P

Bir baska yanlis algilama yine Turk Dil Kurumu'nun taniminda gozumuze carpiyor. "Yakamoz" Turkce degil, Rumca kokenli bir kelime..
Sonuc:
1- Berlin'deki Dis Iliskiler Enstitusu, verdigi odulu gozden gecirme karari alirsa, aman sasirmayin:))
2- Obur anlami daha romantik geldiginen ben yine de size bol yakamozlu geceler diliyorum:)

bu degil..

bu..

ama aslinda bu.. ;)
*Secimler hep vardi.Her sey kaderde yazili olsa da -maktub-, oraya sen secimini yaptiktan sonra yazildi. Ve simdi sira sende, sadece soyle bana: YaZi mi yoksa TuRa mi?